Giriş: Bazen İnsan Yalnızca Anlatmak İster
Günün sonunda eve gelirsiniz, çantayı bir kenara bırakır ve yalnızca "Yoruldum." dersiniz. Karşınızdaki kişi daha cümlenin sonunu beklemeden konuşmaya başlar: "Bence işi bırakmalısın", "Ben olsam şöyle yapardım", "Zaten sana demiştim." Söyledikleri belki doğrudur, belki de iyi niyetle söylenmiştir. Ama içinizde küçük bir şey sessizce kapanır. Çünkü siz bir çözüm istememiştiniz. Yalnızca birinin bunu duymasını istemiştiniz.
Bu çok tanıdık bir durum. Üstelik herkesin başına, yaşının, mesleğinin ya da ilişkilerinin ne olduğuna bakılmaksızın gelebilir. İnsan bazen anlatacak çok şeyi olduğu hâlde kendisini dinleyecek birini bulamaz. Konuşmak ister, ama karşılık bulacağına dair inancını yitirmiştir.
Mahmut Koç'un kısacık dizelerinde bu duygu, hiç süslenmeden, olduğu gibi duruyor. Konuşmak İster İnsan şiiri bir yanıyla çok basit, bir yanıyla da çoğumuzun yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğe dokunuyor.
Konuşmak İster İnsan Şiiri – Mahmut Koç
KONUŞMAK İSTER İNSAN
Bazen konuşmak ister insan;
Acıktım der mesela,
Yoruldum der bazen,
Kırgınım der,
Üzgünüm der...
Özlüyorum demek ister,
Seviyorum demek bazen...
İster ama;
Dinleyecek,
Anlayacak bir insan,
Bulamaz çoğu zaman.
Mahmut KOÇ
26 Ocak 2014 Pazar
On bir dizelik bu metin, çok az sözcükle birbirinden farklı pek çok duyguya dokunuyor. Bunların her birine ayrı ayrı bakmak, şiirin neden bu kadar kolay anlaşıldığını ve aynı zamanda neden kolay unutulmadığını görmemizi sağlayacak.
Konuşmak İster İnsan Şiiri Ne Anlatıyor?
Şiirin merkezinde bir karşıtlık var: konuşma isteği ve bu isteğe karşılık verecek birini bulamama durumu. İlk dize bir tespitle başlıyor, "Bazen konuşmak ister insan." Ardından gelen sıralama bir tür dökülüş gibi akıyor. Ama son dizelerde asıl mesele ortaya çıkıyor: insan yalnızca konuşmak istemiyor, "dinleyecek, anlayacak" birini istiyor.
Burada küçük ama önemli bir ayrım var. Şiir, sesini duyurmanın yetmediğini söylüyor. Söylenen sözün karşı tarafta bir anlam ve karşılık bulması gerekiyor. Bir insan konuşabilir ve yine de yalnız kalabilir. Çünkü dinlenmek ile anlaşılmak aynı şey değildir. Şiirin asıl sorduğu, konuşma fırsatından çok, duygunun bir yerde karşılık bulup bulamayacağıdır.
Metinde bir sevgili, bir aile bireyi ya da bir dost açıkça anılmıyor. Yalnızca "insan" ve "bir insan" var. Bu belirsizlik şiiri tek bir ilişkiye hapsetmiyor. Okur, şiiri kendi hayatındaki hangi kişiyle ya da hangi eksiklikle ilişkilendirirse oraya taşıyabiliyor: anne babayla, bir arkadaşla, iş yerindeki bir meslektaşla ya da yıllardır konuşulmamış bir meseleyle. Bu açıklık, şiirin dar bir yoruma sıkışmasını engelliyor.
"Acıktım", "Yoruldum", "Kırgınım": Basit Sözlerin Ardındaki Duygular
Şiirin sıralaması rastgele görünmüyor. Dizeler izlendiğinde, gündelik ihtiyaçtan kişisel duyguya doğru bir ilerleyiş fark ediliyor.
"Acıktım der mesela." En temel ihtiyaçla başlıyor. Acıktığını söyleyebilmek, insanın en az risk taşıyan ifadesi. Kimse bunu yargılamaz, kimse bunun için açıklama istemez. "Mesela" sözcüğü de bu örneğin yalnızca bir örnek olduğunu, söylenebilecek şeylerin çok daha fazlası bulunduğunu sezdiriyor.
"Yoruldum der bazen." Bu söz artık yalnızca bedene ait olmayabilir. Yorgunluk, bir günün ağırlığını da, uzun süredir taşınan bir yükü de anlatabilir. Giriş bölümündeki sahne burada akla geliyor: "Yoruldum" demek bazen sorunun tamamını anlatmak değil, yalnızca kapıyı aralamaktır.
"Kırgınım der, / Üzgünüm der..." Bu iki dize art arda, kısa ve kesik gelir. Bir duyguyu saklamadan söylemek, artık gündelik bir ihtiyacı dile getirmekten daha cesaret ister. Dizelerin sonundaki üç nokta da cümlenin tamamlanmadığını, söylenenin ardında söylenemeyen başka şeyler kaldığını düşündürüyor.
"Özlüyorum demek ister, / Seviyorum demek bazen..." Şiirin en savunmasız noktası burası. Dikkat edilirse bu iki ifade için "der" değil, "demek ister" kullanılıyor. Yani acıkmak ve yorulmak söyleniyor, ama özlemek ve sevmek yalnızca söylenmek isteniyor. Aradaki bu küçük fark, şiirin en incelikli yerlerinden biri. İnsan bazı sözleri söyleyebiliyor, bazılarını ise yalnızca içinde taşıyor.
Şiirin bu kadar sade sözcükle geniş bir duygu alanı açabilmesi tam da buradan geliyor. Hiçbir sözcük zor değil, hiçbiri özel bir bilgi gerektirmiyor. Okur her birinde kendi hatırasını, kendi suskunluğunu bulabiliyor.
Dinlemekle Anlamak Arasındaki Fark
Bir insanın sözünü kesmeden dinlemek değerli bir davranıştır. Ama şiir, bundan bir adım ötesini istiyor: "Dinleyecek, / Anlayacak bir insan." İki sözcük alt alta, ayrı dizelerde duruyor. Bu ayrım bilinçli olmasa bile anlamlı. Dinlemek ile anlamak aynı eylem değil.
Dinleyen kişi sözleri duyar. Anlamaya çalışan kişi ise sözlerin arkasındaki yorgunluğu, çekingenliği, söylenmemiş kısmı da fark etmeye çalışır. Biri kulakla yapılır, diğeri dikkatle. Birisi bize saatlerce sessizce kulak verebilir ama aklında hazır cevabı bekliyorsa, biz yine de anlaşıldığımızı hissetmeyebiliriz.
Her konuşma bir öğüt, eleştiri ya da çözüm beklemez. Bazen yalnızca "Evet, bu zor olmuş olmalı" demek, yüz tane doğru tavsiyeden daha çok iş görür. Şiirde konuşan kişi de bir yol haritası istemiyor. İstediği, söylediklerinin bir yerde karşılık bulabilmesi. Bu yüzden "anlayacak" sözcüğü, şiirin en ağır sözcüğü gibi duruyor.
İnsan Neden Bazen İçindekileri Söyleyemez?
Şiir, insanın neden söyleyemediğini açıklamıyor. Yalnızca söyleyemediğini ve bunun yalnızlığa dönüştüğünü gösteriyor. Yine de bu sessizliğin olası nedenleri üzerine düşünmek mümkün.
Kimi zaman yanlış anlaşılma kaygısı insanı susturabilir. Söylediği şeyin başka türlü anlaşılacağını, küçümseneceğini düşünebilir. Kimi zaman da yargılanma korkusu devreye girer: "Böyle hissetmem yanlış mı?" sorusu, hissin dile gelmesinden önce gelir. Bazen de karşısındakini üzmek istemeyiz. Kırgınlığımızı söylersek karşımızdakinin incineceğini düşünür, kendi duygumuzu geri çekeriz.
Ama bunların hiçbiri herkes için geçerli değil. Biri geçmişte dinlenmediği için susmuş olabilir, bir başkası yalnızca doğru sözcükleri bulamadığı için. Bir diğeri ise henüz ne hissettiğini kendisi bile bilmiyor olabilir. Şiir de bu çeşitliliğe kapı açık bırakıyor. "Bulamaz çoğu zaman" derken sebebini söylemiyor. Belki de söylememesi, sebebin herkes için farklı olmasındandır.
Şiirin Dili, Kısa Dizeleri ve Anlatım Gücü
Şiirin gücünün büyük bölümü, ne söylediğinden çok nasıl söylediğinde yatıyor.
Kısa ve gündelik ifadeler. "Acıktım", "Yoruldum", "Kırgınım", "Üzgünüm" gibi sözler bir şiir dilinden çok, gerçek bir konuşmadan alınmış gibi. Süslenmemiş olmaları şiire samimi bir ses kazandırıyor. Okur bu sözleri bir yazarın değil, kendi ağzından çıkmış gibi duyuyor.
"Der" ve "demek ister" tekrarı. "Der mesela", "der bazen", "der", "der" diye ilerleyen dizeler, bir ritim oluşturuyor. Tekrar, bir yandan sıralanan duyguların art arda geldiğini, bir yandan da insanın bu sözleri sık sık kendi içinde tekrarladığını düşündürüyor. Sonra ritim değişiyor: "Özlüyorum demek ister, / Seviyorum demek bazen..." Artık söylenen değil, yalnızca istenen sözler var.
Noktalama. "Üzgünüm der..." ve "Seviyorum demek bazen..." dizelerinin sonundaki üç nokta, cümlenin açık kaldığı hissini veriyor. Sanki söylenebilecek daha çok şey var, ama sesin gücü ya da cesareti orada bitiyor.
"İster ama;" Şiirin yönünü değiştiren an burası. Şu ana kadar insanın söylediği ya da söylemek istediği şeyler sıralanmıştı. "Ama" ile birlikte ağırlık, söyleyenden dinleyene kayıyor. Konu artık ne söylendiği değil, söylenenin karşılık bulup bulmadığı. Tek dizelik bu dönüş, şiirin bütün anlamını tersine çeviriyor.
Son dizeler. "Dinleyecek, / Anlayacak bir insan, / Bulamaz çoğu zaman." Üç kısa dize, alt alta, giderek yavaşlayan bir nefes gibi. "Çoğu zaman" ifadesi de kesin bir hüküm vermiyor. Her zaman değil, ama çoğu zaman. Şiir bu yüzden umutsuz olmaktan çok, sessiz bir yalnızlıkla kapanıyor.
Duygular Kelimelere Sığmadığında
İnsan duygusunu anlatmak için sözcüklere ihtiyaç duyar. Ama bazen bulduğu sözcükler yaşadığını tam olarak taşıyamaz. "Kırgınım" demek, kırgınlığın tamamını söylemek değildir. "Özlüyorum" demek, özlemin ağırlığını aktarmaz. Konuşmak İster İnsan şiirinde bu gerilim açıkça görülüyor: sözcükler var, ama karşılığı yok.
Bu düşünce, Anlamını Yitirir Biranda Şiiri üzerine düşünürken de akla geliyor. İki şiir aynı şeyi anlatmıyor. Biri söyleyecek söz bulamamanın ya da bulunan sözün anlamını yitirmesinin ağırlığına odaklanırken, Mahmut Koç'un şiiri sözün söylenebildiği ama karşılık bulamadığı yere bakıyor. Yine de ikisi aynı soruya yaklaşıyor: İnsan, içinde yaşadığını başkasına aktarabilir mi?
Belki de bu yüzden anlaşılmak, yalnızca doğru sözcükleri bulmak değil. Karşımızdakinin sözcüklerin ötesine bakmaya hazır olması da gerekiyor. Sözcükler yetmediğinde, bir bakış, bir sessizlik ya da kısa bir "anlıyorum" bile yeterli olabiliyor.
Sevmek, Yorulmak ve İçine Atılan Sözler
Şiirdeki "kırgınım" ve "özlüyorum" gibi sözler, bir ilişkide söylenemeyen sözleri de akla getirebilir. Bir insan, sevdiği kişiyi üzmemek için kırgınlığını içine atabilir. İhtiyaçlarını sürekli geri plana iterek "önemli değil" diyebilir. Zamanla bu sessizlik birikir ve insan, hiçbir büyük olay yaşamadan yorulur.
Bu tür bir yorgunluğa, Sevmek Tükenmektir Şiiri üzerine düşünürken de rastlanıyor. Sevmenin bazen karşılık görmeden, kendinden vererek tükenmek anlamına gelebileceği düşüncesi, söylenemeyen sözlerle yan yana geldiğinde daha da anlam kazanıyor. Çünkü insan çoğu zaman sevdiği için susar, sustuğu için de yalnızlaşır.
Yine de "Konuşmak İster İnsan"ı yalnızca sevgili ilişkilerine indirgemek şiire haksızlık olur. Aynı sessizlik bir anne ile çocuk arasında, iki arkadaş arasında ya da yıllardır aynı evi paylaşan iki insan arasında da yaşanabilir. Şiir, ilişkinin türünü değil, ilişkideki eksikliği gösteriyor.
İnsan Bazen Yalnızca Anlaşılmak İster
Şiirin bıraktığı en kalıcı düşünce şu olabilir: İnsanın ihtiyacı her zaman bir çözüm değil. Bazen yalnızca yanında rahat rahat konuşabileceği biri var olsun ister. Konuşurken yargılanmayacağını, yarıda kesilmeyeceğini, söylediği her şeyin bir hata ya da sorun gibi ele alınmayacağını bilmek ister.
Burada ilginç bir şey var: Şiirdeki kişi kimseyi suçlamıyor. Kimseye "beni dinlemediniz" demiyor. Yalnızca bir arayışı sessizce dile getiriyor. Bu da şiire ayrı bir incelik katıyor. Çünkü bu arayış, hepimizin hem yaşadığı hem de bir başkasına yaşattığı bir şey. Kimimiz dinlenmediğimiz için yalnız kalıyoruz, kimimiz de farkında olmadan başkasını dinlemeden öğüt veriyoruz.
Belki de şiir, okura iki yönlü bir soru soruyor: Biz başkaları için "dinleyecek, anlayacak bir insan" olabiliyor muyuz? Ve bize anlatılanı, çözmeye çalışmadan, yalnızca duymaya ne kadar hazırız?
Sıkça Sorulan Sorular
Konuşmak İster İnsan şiiri kime aittir?
Verilen metinde şiirin yazarı Mahmut Koç olarak belirtilmiştir. Şiirin altında 26 Ocak 2014 Pazar tarihi yer almaktadır.
Konuşmak İster İnsan şiiri ne anlatıyor?
Şiir, insanın içindekileri söylemek istemesini ve buna karşılık dinleyecek, anlayacak birini bulmakta zorlanmasını anlatıyor. Acıkmak, yorulmak, kırılmak, özlemek ve sevmek gibi duyguları sıralayarak bu ihtiyacı yalın bir dille görünür kılıyor.
Şiirin ana duygusu nedir?
Şiirin ana duygusu, konuşma isteği ile bu isteğe karşılık bulamamanın yarattığı sessiz yalnızlıktır. Şiir bunu öfke ya da şikâyetle değil, sakin bir tespitle dile getirir.
İnsan neden anlaşılmak ister?
Çünkü insan, duygularının yalnızca duyulmasını değil, karşısındaki kişide bir karşılık bulmasını da ister. Anlaşıldığını hissetmek, kişiye duygularının geçerli olduğunu ve yalnız olmadığını hissettirebilir. Şiir de bu ihtiyacı, "dinleyecek, anlayacak bir insan" arayışı üzerinden dile getiriyor.
Sonuç: Birinin Bizi Gerçekten Dinlemesi
Konuşmak İster İnsan şiiri, büyük sözlere ihtiyaç duymadan büyük bir eksikliği anlatıyor. "Acıktım" gibi en basit cümleyle başlayıp "Seviyorum" gibi en savunmasız cümleye uzanırken, aslında hepsinin altında aynı şeyi söylüyor: Söylediğimiz şeylerin bir yerde karşılık bulmasını istiyoruz.
Belki de bizi en çok yoran şey, söyleyemediğimiz sözlerden çok, söylediğimizde duyulmayacağını düşünmemizdir. Ve belki de başkasına verebileceğimiz en kıymetli şeylerden biri, çözüm sunmadan, acele etmeden, yalnızca yanında durarak dinlemektir.
Bu yazıyı okurken aklınıza gelen biri olduysa, onu kimin dinlediğini ya da sizin kimi dinlediğinizi düşünmek isteyebilirsiniz. Sen en son ne zaman yalnızca anlatmak istedin ve seni gerçekten dinleyen birine rastladın? İsterseniz düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Şiirin yazarı: Mahmut Koç. Eserin izinsiz kopyalanması ve yeniden yayımlanması uygun değildir.

Yorumlar
Yorum Gönder