Akşamüstü telefonun ekranı yanar ve tanıdık bir isim görürsün. Parmakların klavyenin üstünde bekler. "Nasılsın?" yazarsın, silersin. Yeniden yazarsın, yine silersin. Sonunda telefonu ters çevirip masaya bırakırsın. Dışarıdan bakan hiçbir şey olmadığını sanır, oysa içeride koca bir konuşma yapılmıştır. Yalnızca kimse duymamıştır. Bazı özlemler böyledir. Eski bir fotoğrafın önünde biraz fazla oyalanırsın, yıllar önce birlikte yürüdüğün sokaktan bilerek geçersin, bir mesajı yazıp göndermeden kapatırsın. Bu sessizlik her zaman söyleyecek söz bulamamaktan gelmez. Bazen duygu kelimelerden büyüktür ve dile sığmadığı için içeride kalır. Bir sessizlik şiiri okurken insanın kendi iç sesini duymasının nedeni de budur. Şimdi sekiz dizelik kısacık bir şiire bakalım. Küçük görünür ama içinde uzun bir hikâye saklıdır. Sessizlik Şiiri – Söylenemeyen Duyguların Dili Sessizlik Seni özledim demeden, Gözlerimde yazdım her şeyi. Elimde tutamadım zamanı, Yüreğimde sakladım sevgiyi. G...
Bir akşam yemeği sofrasında, kendisini anlatmaya çalışan bir insan düşünün. Tam cümlesinin ortasındayken biri araya girer, bir başkası telefonuna bakar, bir diğeri konuyu değiştirir. İlk seferinde yeniden başlar. İkincisinde cümleyi kısaltır. Üçüncüsünde "boş verin, önemli değil" der. Masa yine neşelenir ama o insanın içinde yarım kalmış bir konuşma sürmektedir. Hiç anlatacak çok şeyiniz olduğu hâlde sustuğunuz oldu mu? Bir insan kaç kez anlaşılmadığını hissettikten sonra konuşmaktan vazgeçer? Yıllarca biriktirilen sözler bir gün nasıl bir çığlığa dönüşür? Sussun Herkes şiiri , tam da bu soruların ortasında duran, Mahmut Koç'a ait sert ve çıplak bir metin. İnsan Neden Susar? Her Sessizliğin Bir Hikâyesi Vardır Sessizlik tek bir şey demek değildir. Kimi zaman karşımızdakini kırmamak için susarız. Kimi zaman büyümesini istemediğimiz bir tartışmayı baştan kapatmak için. Bazen de ne söylersek söyleyelim anlaşılmayacağını düşündüğümüz için. Bir de şu hâl vardır: Söyle...